Yazar arşivleri: Kredi notu

Kredi Notu Nasıl Yükselir?

Bankalar, krediler konusunda müşterilerine çok hassas davranmaktadırlar.
Hangi bankada nasıl bir mevduat istediğiniz konusundan nasıl bir kredi
kullanmanız gerektiği konusuna kadar sağlayacağınız ilişkinin türü, kredi
notunuza yakından bağlıdır. Kişilerin kredi konusunda geçmiş dönem
performansları bu konuda temel belirleyici etkendir. Kredi notumuz
ekonomik kişiliğimizin hem göstergesidir hem de finansal kariyerimizin
Kredi notumuz, bir takım sebeplerden dolayı düşmüş olabilir; ancak, bize
düşen görev ödemelerimizi düzene koyup kredi notumuzu yükseltmemizdir.
Kredi notumuzun hemen yükseleceğini düşünmek yanlık bir tutumdur. Kredi
notunun yükselmesi için en az 2 aya ihtiyacımız vardır. Bu 2 aylık süre kredi
kayıt bürosunun algoritma hesaplaması ve Merkez Bankası ‘nın Kredi Kayıt
Bürosu’ ndan aldığı kayıtları diğer bankalara dağıtması için gereken yeterli
süredir. Bizim burada yapmamız gereken ise, kredi notumuzu rutin
süresinden daha hızlı yükseltebilmemiz nasıl mümkün olmaktadır bu soruya
yanıt bulmaktır.
Öncelikle, kredi notumuzun neden düştüğünü belirleyebilirsek, bu sebepleri
ortadan kaldırmaya çalışırız yani bizim için boşa zaman kaybı olmaz.
Mesela, kefili olduğumuz kredi ödemeleri düzensiz yapılmaktaysa, bu
durum hem kredi kullanan kişiyi hem de kefili olan kişiyi yani sizi olumsuz
etkileyip kredi puanınızı düşürmektedir.
Kredi kartı borcunuzu bir gün erken ödemeniz sonuca etki etmeyebilir ama
bir gün geç ödeme yapmış olmanız sonuçta çok etkili olacaktır. Hele ki bu
durum her ay yaşanan bir durumsa yani sıklıkla geç ödeme yapıyorsanız,
puanınızdaki düşüş kaçınılmazdır. Gününde ödeyin…
Kredi taksitiniz için de aynı şeyleri söyleyelim. Erken ödemeniz halinde size
sağlayacağı avantaj faiz indirimi ve kredi notunuza olumlu etkisi olacakken;
ödemede geç kalmanızın size zararı olacaktır. Bu zarar hem ilave faiz olarak
hem de kredi notunuza olumsuz etki yaparak başlamakta, yasal takibe
kadar gitmektedir. Tavsiye etmiyoruz…
Bankaya otomatik ödeme talimatı verin, ayrıca mevcut hesabınızdan
otomatik ödemelerinizin yapılması için ek hesap açılmasını da talep edin.
Faturalar ek hesabınızdan düzenli ödenecek ve siz de ek hesabınıza düzenli
para yatıracaksınız. Bu durumun puanınıza katkısı muazzam olacaktır. Ama

gününü kaçırmamak şartıyla…

Borç konusunda kendinizi fazla aşmayın yani yüksek borçlanmadan kaçının.
Gereğinden fazla borçlanmak, kredi limitinizi dolduracak ve kredi notunuzu
olumsuz etkileyecektir. Önce ödemelerinizi düzene sokun ve sonrasında
gereğinden fazla borç altına girmeyin. Bu durum sizi belki birkaç ay sıkabilir
ama ekonomik durumunuz eskisinden daha güzel olur. Gereğinden fazla
borçlanmayın…
Durumun kötüye gittiği inancındaysanız, daha zor şartlar altına girmeden
ve puanınız henüz zedelenmeden bankadan borçlarınızı yapılandırmasını
talep edin. Ödeme niyetinde olmanızdan dolayı banka size bu konuda
güvenecektir. Bankadan yardım almaktan çekinmeyin…
Kredi kartınızın ödemelerini sürekli olarak asgari ödeme şeklinde
gerçekleştirirseniz ilerleyen zamanlarda borç limitlerinizin yüksek
olmasından dolayı olumsuz etkisini hissedersiniz. Sürekli asgari ödeme
yapmayın, kart limitlerinizi ara ara rahatlatın…
Ayrıca, kredi notunuzu ne siz ne de banka hiçbir şekilde sürekli olarak
sorgulama yaptırmayın. Gerçekten ihtiyacınız yokken, sadece merak amaçlı
sorgulama sizin kredi notunuza zarar verir. Gereksiz kredi notu sorgulaması
yapmayın, yaptırmayın…

Kredi Borcu Ödenmezse Ne Olur?

Bakıldığında kredi ödemelerinin birkaç günlük gecikmesi gayet masum gecikmeler gibi görünse
de tehlike sinyallerinin yanmaya başladığının bir göstergesidir. Durum zaman içinde alışkanlığa
döndükçe bir aylık taksitin ödenmemesi hatta diğer ay iki taksitin aynı anda ödenmesi
sorumluluğunu ortaya çıkarmaktadır. Dar gelirli müşteriler olarak, ilave gelirimiz mevcut değilse iki
taksiti üst üste ödeyemeyeceğimiz net olarak bellidir. Bu durum zaman içinde büyüyerek
ilerlemektedir. Üst üste biriken 2 ya da 3 taksit mevcut olabilmektedir. İlk ay gecikmenizden
itibaren gerek banka sistemi SMS ile sizi bilgilendirmekte, gerekse banka görevlisi gecikmeniz
için sizi arayarak ödeme konusunda hatırlatma yapmaktadır. Durum bu noktaya gelmeden önce
yaşayabileceğiniz mali sıkıntıları göz önünde bulundurarak yapılandırma ya da vadeyi uzatma
talebinde bulunmanız aleyhinize bir durum olup, bir nebze ekonomik durumunuzu rahatlatacaktır.
Ancak, hiçbir girişimde bulunmayıp üst üste üç dönem gecikmede bulunduysanız, sıkıntılı bir
süreçle karşı karşıyasınız demektir.
Üç dönem üst üste gecikmesi gerçekleşene kadar banka görevlisinin ya da banka sisteminin
göndermiş olduğu uyarıları dikkate almakta her zaman fayda vardır. Üç vadenin de ödenmemesi
halinde yasal bir süreçle karşılaşırsınız. Bu zamana kadar gecikmeleriniz neticesinde öncelikle
sistem size gecikme ihbarı gönderecektir. Size gönderilen her bir ihbarın ilave masrafı olacak
olup, bu masraf banka tarafından size yansıtılacaktır. Bu uyarıları kulak arkası yapıp, ödeme
yapmaktan gerek keyfi gerekse mali durum yetersizliği sebebiyle kaçınsanız da, sebebi her ne
olursa olsun yasal süreçle karşılaşacaksınız. Bu yasal süreçte kredi borcunuz kat edilerek sizden
talep edilir yani ortada banka ile anlaşmaya varmış olduğunuz bir ödeme planı kalmamıştır. Yasal
sürecin başlangıcına kadar gecikme faizi ile cezalandırılırken, yasal sürecin başlaması ile birlikte
yasal faizden daha yüksek olan temerrüt faizi ile karşılaşacaksınız.
Durum, illa ki avukata intikal etmiş olacaktır. Banka, borcunuzu gönüllü ödemediğinizi düşünerek
sizi icrai yollara sevk edecektir. Kredinizin teminatı olarak kefil beyan etmişseniz, öncelikle
kefilden bu borcun ödenmesi istenecektir. Ayrıca, kredi teminatında ipotek, araç rehni vb maddi
teminatlar varsa, bu teminatlar zaman içinde paraya dönüştürülerek borcunuzdan mahsup
edilecektir. Bu kadar borç ve faizin üzerine ilave olarak bir de avukat vekalet ücreti ve icra dosya
harcı eklenecektir.

Dolar Neden Yükseliyor ?

Yurt içinde faiz oranlarının düşürülmesi yönünde bir takım çalışmalar var olsa da, bu durum piyasalar
üzerindeki belirsizliği gidermeye yetmemektedir. Ülkemizin de içinde bulunduğu Suriye konusu ve
benzerleri gibi sıcak risk unsurları ile ABD-Çin arasında yaşanan gümrük sorunu gibi global ekonomi
üzerinde mevcut bulunan ticaret çatışmaları neticesinde sadece ülkemizde değil dünyaya yön veren
güçlü ekonomileri de etkilemektedir.
Yaşadığımız hafta itibariyle faizlerin ve kurun yükseldiğini söylemek yanlış olmayacaktır. Faizlerin ve
kurum nereye kadar yükseleceği tam anlamıyla muamma olmakla birlikte akıllara takılan sorunun ise
yükseldiği seviyede ne kadar kalacağı olmalıdır.
Türkiye ‘nin içinde bulunduğu jeopolitik ve siyasi gerginlik TL nin daha fazla değer kaybetmesine
sebep olmakla birlikte, diğer yandan özellikle USD nin önemli oranlarda değer kazanmasına sebep
olmaktadır. Bugünden itibaren USD nin yükselişini beklemek akılsal olsa da gerileme durumunda ilk
durak 6,05-6,08-6,10 seviyeleri olacaktır. USD nin bu hafta gerçekleşen işlemlerde tüm Asya
ülkelerinde değer kazandığını da belirtmek gerekir.

Senet ile para bulmak mümkün mü?

Çok acil paraya ihtiyaç duyan, ancak, istediği parayı o anda bulamayan ve özellikle kredi notu düşük
olup da bankalardan kredi alamayan kişiler, senetle para veren yer, kurum ya da kişilere müracaat
etmektedirler. Kişiler, kredi notlarının düşük olmasının yanında, değişken pek çok sebeple
bankalardan kredi alamazlar. Acil para ihtiyacı olanlar da haliyle alternatif yollara
başvurabilmektedirler.
Bir defa, elinde senet olan ama vadesi gelmediğinden dolayı parasını alamayan ama acil olarak da
paraya ihtiyaç duyan pek çok kişi, faktoring şirketlerine senet kırdırma işlemi yaptırabilirler.
Böylelikle, belirli bir komisyon karşılığında senetlerini daha erken tahsil etmiş olurlar.
Kişiler, ellerindeki senedi, bankalara teminat göstererek senet mukabili kredi kullanabilmektedirler.
Bankalar, kişilere böyle bir imkan da sunmaktadır. Bu yöntemde kredinin vadesi ile senedin vadesi
aynı olur ve senedin tahsil edilmesiyle birlikte kullanılmış olan kredinin ödemesi de gerçekleşmiş
olmaktadır.
Peki, bu yöntemleri uygulayamıyor ama hala nakde ihtiyaç duyuyorsak, başka alternatif yollar var
mıdır?
Evet, değişik alternatif yolların bulunduğunu da söyleyebiliriz ama bir kısmını açıklayacak olduğumuz
bu yöntemleri tavsiye etmediğimizi de açıklıkla belirtiyoruz.
Bazı kuyumcular, senet karşılığında size altın satmaktadırlar. Senet ile borçlanarak altın satın alırsınız
ve bu almış olduğunuz altını paraya çevirerek nakit ihtiyacınızı giderebilirsiniz.
Yine, taksitle telefon satın alarak, kendinizi borçlandırıp; telefon satışından elde edeceğiniz para ile
nakit ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz. Yani, telefon satışından para kazanabilirsiniz.
Senetle para bulmak, kişilere kolay yol gibi görünse de, parayı bulduğunuz yerler, asla bankalar kadar
güvenli değillerdir. Para veren kişiler, diledikleri faiz oranından diledikleri vadede sizi istedikleri kadar
borçlandırabilirler. Ne kadar zor durumda olursanız olun, bu yöntemleri asla tavsiye etmiyoruz. Bu
yollar yerine, bankalarla yapılandırma ilişkisine girmeniz, sizin daha çok avantajınıza olacaktır. Biliriz
ki, elini veren kolunu kaptırır. Kısaca söylemek gerekirse, tefecilere asla güvenmeyiniz.
Aktif Bank, Akbank, ABank vs gibi bankaların sicili bozuk olanlara kredi kolaylığı sağladıkları hakkında
bilgiler edindik. Yukarıdaki yollara illa ki başvurmak zorunda kalırsanız, öncesinde piyasada bulunan
tüm bankalarla gerekirse tek tek görüşmenizi tavsiye etmekteyiz.

Erken emeklilik fırsatı

Ülkemizdeki çok sayıda insan, çalıştığı süre boyunca nasıl emekli olabileceğini, emekli olma süresini
nasıl kısaltabileceğini sürekli olarak araştırmaktadır. Bayanlar için erken emekli olabilmenin çeşitli
yolları mevcut olup çok da gündeme gelmektedir. Peki erkekler için erken emekli olabilmenin yolları
var mıdır? Erkekler için de, emeklilik süresini öne çekmenin en kolay ve uygulamada en çok
rastlanılan yolu ise askerlik borçlanmasıdır.
Ülkemizde emekli olabilmek için; belirli bir süreyi sigortalı olarak geçirmek gerekmektedir. İlk işe
girişle birlikte, kişinin sigortalılık süresi SGK tarafından otomatik olarak başlatılmış olmaktadır. Emekli
olabilmek için sigorta süremiz başlamışsa eğer, önemli olan ikinci kıstas da kişinin prim ödeme gün
sayısıdır. Prim ödeme gün sayısı demek, kişinin bir iş yerinde çalıştığı süre boyunca çalışan adına prim
ödenen günleri ifade etmektedir. Kişinin çalışmadığı, işsiz kaldığı dönemlerde primi yatmadığından
prim ödenen gün sayısı artmaz. Emekli olabilmenin olmazsa olmaz üçüncü şartı ise yaş şartıdır. Bu üç
koşulun aynı zamanlarda sağlanmasıyla kişi emeklilik hakkını elde eder.
Ülkemizde değişen yasalar ve kişilerin hangi yasaların kapsamına girdiğinin değişmesi sonucunda
herkese standart emeklilik şartları uygulanamamaktadır. Bir kişinin ne zaman ve hangi şartlarda
emekli olacağının belirlenmesi, ilk kez sigortalı olarak çalışmaya başladığı güne göre değişmektedir.
Peki, erkek çalışanlar, er ya da erbaş olarak askerlikte geçirdikleri süreleri nasıl borçlanırlar? Erkek
çalışanlar, silah altında oldukları dönemi, askerlik yaptığını gösterir belgelerle SGK ‘ya bildirim
yapmalıdırlar. Askerlik borçlanmasında bulunacak olan kişi, borçlanmak istediği sürelere ilişkin prim
tutarını kendisi belirleyerek ödeme yoluna gider. Yani, bu bedel kişinin kendi cebinden ödenecektir.
2018 yılı için askerlik borçlanmasının günlüğü en düşük tutar olarak 21.65-TL olarak belirlenmiştir.
Askerlik borçlanması, bu borçlanmayı yapacak kişinin prim ödeme gün sayısının artmasını
sağlamaktadır. Haliyle, emekli olmak için gerekli yaş, prim ödenen gün sayısı ve sigortalılık süresi
şartlarından prim ödenen gün sayısını tutturamayan çalışanlar için çok da işe yarar bir düzenleme
halindedir. Kısacası sigortalılık süresi ve yaş şartını sağlayan emekli adayı bir kişi, askerlik
borçlanmasını ödeyerek emekliliğe hak kazanabilmektedir.
İlk işe girişten sonra askerlik borçlanmasında bulunan kişinin, yalnızca prim ödenmiş gün sayısını
artırmaktadır, emeklilik tarihini öne çekmemektedir. Ancak, çalışmaya başlamadan askere giden bir
kişi, sigortalı askerlik borçlanmasında bulunursa, sigortalı olduğu tarih, borçlanma süresi kadar geri
gitmektedir. İşe başlamadan askere giden kişiler, sigortalı askerlik borçlanmasında bulunurlarsa, 2 yıl
daha erken emekli olma hakkını kazanabilmektedirler. Ama sigortalı çalışarak askere giden bir kişinin
yapacak olduğu askerlik borçlanması ödemesi, sadece prim ödenen gün sayısını artıracak olup
emeklilik süresine etki etmeyecektir.
Kişinin, askerlik borçlanmasında bulunabilmesi için, askerlik süresi boyunca kişi adına sigorta primi
yatırılmamış olmalıdır. Bir işveren, çalışamayan işçisi için fazladan prim ödemesinde bulunmaz.
Askerlik döneminde, SGK tarafından prim yatırıldığı tespit edilirse, gerçekte fiilen bir çalışma söz
konusu olamayacağından dolayı, askerlik süresince ödenen primler, SGK tarafından iptal
edilmektedir. Kısacası, askerlik süresi boyunca sigortalı olarak görünmemek en akılcı davranış
olacaktır. Bu konunun tabi ki bir istisnası, Bağ-Kurlular için yapılan sigortalarda görünmektedir.

Kredi Alamıyorum Bankalar Onay Vermiyor. Çözümü Var Mı Bunun

Sicil affının çıkmasıyla birlikte kişiler, sicillerinin sıfırlandığı düşüncesi ile bankalarla tekrar görüşmeye
başladılar. Sicil affı ile amaçlanan, kişilerin banka sistemi ile birlikte ekonomik hayatta daha fazla rol
almasını sağlamaktı. Kişiler bankaya gidecekler, kredi alacaklar, ödemelerini yapacaklar, bu işlemler
banka garantisi ile olacak ve para, ekonomik hayatta daha çok devir yapacak. Yani bir hareketlilik
beklentisi vardı.
Sicil affı ile amaçlanan bize göre gerçekleşmedi. Sicil affında, ödenmeyen ve yasal bir yaptırımı
kalmayan çek ve senetlerin ödenmesi de amaçlanmaktaydı. Bir çok senet ve çekin ödemesi yapıldı
ancak kişilerin sicilleri temizlenmedi. Sicil affında, kişilerin kredi notu oluşturmalarına yeni bir
başlangıç yapılabilmesi amacıyla kredi notları sıfırlandı. Peki kişilerin ekonomik sicilleri?
Kişilerin ekonomik sicillerinin sıfırlanması mümkün olamazdı. Kredi kayıt bürosu tarafından tutulan
kişinin geçmiş ödeme performansı raporu sıfırlanırsa eğer, kişilerin ödeme alışkanlıkları bilinemez,
bankalar kime para verip kime para vermeyeceklerini doğru olarak belirleyemezlerdi. Gerçekten
temiz sicile sahip olanların kredi kullanamayıp sicili bozuk olup da sıfırlanmış kişilerin rahatlıkla kredi
aldıkları, ödenmeyen kredilerin çoğunlukta olduğu ve ekonomideki paranın daha da azaldığı bir süreç
yaşanırdı. Bu süreç ekonomi açısından, toplum olarak bizi daha da zor zamanlara sürüklerdi.
Geçmişteki ödeme performansımız tabi ki de ilelebet böyle kalacak değil! Buradaki tek kıstas sadece
zaman. Zaman içinde düzenli ödeme alışkanlığı edinmiş bireylerin geçmiş dönemlerdeki olumsuz
sicilleri zaman içinde, yeni kayıtlar oluştukça silinecektir.
Bankalardan kredi kullanmak isteyen olumsuz sicil sahibi kişiler, öncelikle yeterli teminatlarla
bankalarla kredi konusunda pazarlık yaparak mümkün olan en iyi krediyi almaya çalışmalıdırlar.
Alınan krediler ise mümkün olduğunca düzenli ödenmelidir ki yeni kayıtların eskisinin yerini alacağını
düşünürsek; yeni oluşacak kayıtlar düzenli ödemelerden oluşan kayıtlar olmalıdır. Bankaya borcunuz
olmayabilir ama kredi konusunda sicilinizde yeni kredi kayıtları oluşmadıkça eskilerin silinmesi
oldukça uzun zaman alacaktır.
Kredi notunuzun sıfırdan başlayacağını düşünürsek, yeni ödemelerin düzenli olmasıyla birlikte kredi
notunuz yüksek seyredecektir. Bu noktadan sonraki tek amacımız ise ödemelerin düzenli yapılması ve
geçecek zamanla birlikte sicilin temizlenmesidir. Yine de belirtmek isteriz ki, gerekli teminatların
bankaya sunulması ile birlikte kredinin size ödenip ödenmeyeceği hususu bankanın inisiyatifindedir.

Kredi Ödemelerimin Gecikmesi Sonucunda Ne Olur?

Uzun zamandır kredi alıp almama konusunda kararsızsınız. Bu kararı verirken alacak olduğunuz kredi
ile ödemelerinizi yaparak ya da bitirmeniz gereken işinizi bitirerek ne kadar rahatlayacağınızın
farkındasınız. Ancak, bundan sonraki aylarda ödemelerinizin yığılmasından ve sizi yormasından
korkmuyor da değilsiniz. Birçok hesap yaptınız ve mali durumunuzu yeni krediniz için hazırlayarak
kredinizi kullanmaya karar verdiniz. Uzun vadede ne kadar sıkıldınız bunu siz anlayabilirsiniz. İşinizi
gördünüz ancak öde öde şeklinde devam eden krediniz ve daha da üst üste gelen ödemeleriniz
sonunda sizi yormaya başladı. Krediyi kullanırken banka tarafından size verilen ödeme planını her ay
elinize aldığınızda moralinizin bozulduğunu hissetmemek mümkün değil. Sonuç olarak banka ile bir
anlaşma yaptınız ve bu anlaşmanın da şartlarına uymanız gerekmekte. Anlaşma gereği her ay
ödemeniz gereken rakamı gününde ödemeniz gerekmektedir. Tutun ki, bu ay ödemelerinizde bir
dengesizlik söz konusu oldu, bu ay ödemesem de olur diye düşündünüz. İnanın ki bu düşünce ileriki
zamanda sizi çok daha fazla sıkıp yoracaktır. Çünkü, bir sonraki ay hem ödemekten imtina ettiğiniz bu
taksiti hem de günü gelen sonraki taksiti bir anda ödemek zorunda kalacak ve daha fazla maddi
buhran içinde daralacaksınız. Bu duruma biraz göz atıp birlikte yorum yapalım isterseniz:
Kredi notunuzun yüksek olması halinde talep etmiş olduğunuz krediyi, yeni ödeme durumunuzun
aylık gelirinizle orantılı olacak seviyede olması kaydıyla kullanabilirsiniz. Kredi notunuzun düşük
olması halinde ise KKB dediğimiz kredi notunuzun yükselmesi gayesi ile çeşitli yollar deneyerek
teferruatlı bir süreçten geçmek kaydıyla yükseltebileceğiniz puanınız neticesinde kredinizi
kullanabilirsiniz.
Yeni kullandığınız kredi için de durum böyledir, krediyi alıp ödemelerinizi düzenli gerçekleştirirseniz,
bu durum kredi notunuza olumlu olarak yansıyacaktır. Aylık ödemelerinizde yaptığınız her aksama ise,
kredi notunuzda parça parça azalmalar sağlayacak, kredi notunuzun zaman içinde düşmesine sebep
olacaktır. Taksit ödemenizde gerçekleşen birkaç günlük gecikmenin etkisi tabi ki bu kadar büyük
olmayacaktır ama gecikmeli ödeme durumu alışkanlık haline gelip her ay tekrar eden bir olguya
ulaştığında, gecikme gün sayısı 1-2 gün de olsa sürekli tekrar etmesi sebebiyle kredi notunuzu zaman
içinde düşürecektir. Burada düşünülmesi gereken kredi puanınızın durumudur ve ileride kullanacak
olduğunuz krediler için kredi puanınıza yapacağınız olumlu katkılardır.

İş Bankası Müşteri şifresinin Telefon Bankacılığı ile Alınması

Dijital bankacılık kanallarının kullanılabilmesi için gereken en temel husus müşterinin şifresidir.
Müşteri şifresi, kişiye özel bir uygulama olup kimse tarafından bilgi amaçlı dahi olsa sorulamaz,
kimseye de sahibi tarafından söylenemez, esas olan şifrenin gizliliğidir.
Müşteri şifresi, interaktif bankacılık ve telefon bankacılığı gibi kanallarda kullanılan bir uygulama olup,
sahibi kimse ile paylaşmadıkça oldukça güvenli bir uygulamadır. Güvenlik sebebiyle bahsettiğimiz
şifrenin, kişinin ya da yakınlarının doğum tarihi ile başlamaması gerekmektedir. Şifre kişiye özel olup;
sıfırla başlamamalıdır. 111111, 333777 vb gibi tekrar eden sayılardan ve 789456, 123456, 0123789
gibi ardışık sayılardan oluşmamalıdır.
Müşteri şifresinin belirlenme yöntemleri:
Müşteriler, bankamatik veya kredi kartları yardımıyla telefon bankacılığı aracılığı ile müşteri şifrelerini
belirleyebilirler.
Bankamatik ya da kredi kartı gibi herhangi kartları olmayan kişiler, telefon bankacılığı aracılığı ile
kullandıkları cep telefonuna gönderilen mobil onay kodu aracılığı ile müşteri şifrelerini
belirleyebilirler. Burada önemli olan husus, banka sisteminde kayıtlı olan cep telefonu numaranız ile
kullanmakta olduğunuz cep telefonu numaranızın aynı olması hususudur.
Her iki durumda da 0 850 724 07 24 nolu telefondan müşteri temsilcisine bağlanmanız
gerekmektedir.
Eğer ki, bankaya ait bankamatik ya da kredi kartını teslim almışsanız eğer, şifresini almış olmak
koşuluyla, bankamatiklerden de müşteri şifrenizi belirleyebilirsiniz.

Gelir Belgesi olmadan Kredi Çekebilir miyim?

Günümüzde en çok tercih edilen ekonomik ürünleri başında gıda ihtiyaçlarımızdan
sonra kredi ihtiyacımız gelmektedir. Kredi ve kredi benzeri ürünler kişilere çeşitli
faydalar sağlarken, bankalar da aralarındaki rekabeti artırmak açısından bu ürünleri
çeşitlendirmişlerdir.
Bankalar, kredi verirlerken başvuruda bulunan kişilerden bir takım şartları yerine
getirmelerini istemektedirler. Kişilere kredi imkanı sağlayan bankalar, öncelikle gelir
belgelerini dikkate almaktadırlar. Gelir belgesi adını verdiğimiz belge, bizim aylık
gelirimizi gösteren resmi bir belgedir. Bu belge maaş bordrosu olabilir, aylık kira
gelirinizi gösteren kira kontratı olabilir, vs. Bankanın gelir belgesi istemesindeki temel
sebep, verdiği kredinin aylık ödemelerinin nereden nasıl yapılacağını görmek
istemesindendir. Geliri olmayan bir kişiye verilen kredi, haliyle geri ödenmeyecektir.
Bankalar, gelir belgesi beyanından sonra, müşterilerin kredi notları neticesinde tahsis
edilen kredilerini ya teminatsız ya da kefalet gibi teminatlarla müşterilerine
kullandırmaktadırlar. Kısacası gelir belgesi, bankalar için çok önemli bir belgedir.
Bu kadar anlattınız, peki gelir belgesi olmadan kredi çekilir mi hala yanıtlamadınız
diyen arkadaşlarımı duyar gibiyim. Sorunun cevabı aslında gayet basit. Evet, gelir
belgesi olmadan da kredi kullanmanız mümkün ve çok doğal. Düşünün ki bir
işyerinde çalışıyorken banka tarafından size ek hesap, kredi kartı, nakit kredi gibi
ürünler tahsis edildi. Biliyoruz ki ek hesap ve kredi kartı da bir çeşit kredi türüdür.
belirli bir zaman sonunda diyelim ki işsiz kaldınız ve nakde ihtiyacınız ortaya çıktı.
Ama gelir belgesi beyan edemediğiniz için, bankalar size kredi vermekten çekiniyor.
Kredi puanınız yeterli olduğu halde, kredi talebinizi olumlu yanıtlamıyorlar. Ama
işleriniz burada bitmiyor. Bankanın size önceki dönemlerde vermiş olduğu bir kredi
kartı var elinizde. Bu karttan, kartınızın limit dahilinde taksitli nakit avans işlemi
yaparak nakit kredi kullanabilirsiniz. Farklı bir çözüm bulmak istersek eğer, banka
geçmiş dönemlerde size ek hesap tahsisi yaptı ancak siz bu hesabı hiç kullanmadınız.
İhtiyacınız olduğu bu anda ek hesap limitinizin tamamı kadar hesabınızdan para
çekmeniz mümkün. Haliyle bankalar gelir belgesiz kredi vermektelerdir.
İlla ki, ben daha yüksek tutarda ve daha uzun vadede kredi kullanmak istiyorum
diyorsanız eğer, banka tarafından tanınmanızla birlikte çok doğru bir kefil ile kredi
kullanmanız mümkün olabiliyor. Ama bu durumun ilk şartı tabi ki kredi notunuzun
yüksek olmasıdır. Burada dikkat edilmesi gereken farklı bir husus bulunmaktadır;
gelir belgesiz kredi, normal kredi faiz oranından daha yüksek faiz oranına sahiptir.
Halk Bankası, İş Bankası, Yapı Kredi Bankası, Denizbank, ING Bank, Finans Bank,
belgesiz kredi veren bankaların başında yer almaktadırlar. Bu bankalardan SMS ile ya
da internet bankacılığı aracılığı ile kredi kullanmanız hem mümkün hem de çok
kolaydır.

Banka Borçlarında Eş Sorumlu mudur?

Günümüzde kredi ya da kredi kartı kullanmayan kişi sayısı neredeyse yok denecek kadar
az! Hemen hemen ortalama her yüz kişiden 95 i kredi kartı kullanmaktayken, bu
kişilerden en az yüzde seksen diyebileceğimiz sayıda ise kredi kartına bağımlılık
mevcuttur.
İstatistiksel verilerin gösterdiği rakamlar sonucunda bireylerin krediye, nakit paraya ya da
ilave gelire ihtiyaçları olduğu gayet açıktır. Kredi kullanımının sürekli hale gelmesi,
özellikle yeni borç ile eski borçların kapatılmaya çalışılması vb sebeplerle kişiler sürekli
olarak yeni borçlar altına girmektedirler. Borçlar ise çığ gibi büyümektedir. Bu durum
sadece kredilerde değil, kefaletlerde de söz konusu olmaktadır. İnsanlar birbirlerine fazla
güvenmeleri sonucunda ya da belirli bir çıkar karşılığında önüne gelen herkese kefil
olabilir durumdadırlar. Durum böyle olunca, kredilerin hatalı kullanımı sonucu tamamen
üzücü sonuçlara yol açmaktadır. Yıkılan yuvalar, terk eden eşler… Bu sebeple, kullanılan
kredilerde eşin sorumluluğunu kısaca aktarmak isteriz:
Doğru ürünün, bankadan, doğru zamanda ve doğru ihtiyaçlar için alınıp kullanılması;
bunun sonucunda ödemelerin de düzenli olması neticesiyle kişiler mutlu olurlar, o anki
nakit ihtiyaçlarını rahatlıkla karşılarlar, bir sonraki ihtiyaçları için de ödemelerini düzenli
yaparak kredi puanını yüksek tutmaları sonucunda kolaylıkla kredi alabilirler. Peki
bankadan alınan kredi eğer doğru kullanılmazsa ya da doğru kullanılır da ödemeleri
düzenli yapılmazsa?
Kişiler, aylık ödeyebilecekleri kadar borç yükü altına girerlerse sıkıntı yaşanmayacağı
aşikardır. Özellikle kredi kartlarının zor durumlarda hayat kurtarıcısı olduğu da net bir
gerçektir. Krediler doğru kullanıldığı ve ödemeleri düzenli gerçekleştirildiği sürece
bankalarla sorun yaşanmayacağı bilinmelidir. Kısacası bireyler, aylık gelirleri ile doğru
orantılı olarak borçlanmalıdırlar. Aylık yapılması gereken toplam ödeme tutarı, aylık
gelirinize eşit ya da üzerinde olmamalıdır. Böyle olmazsa bankalarla sorun yaşanmaya
başlanır. Sorun ne zaman yaşanır? Ödemeler aksamaya başladığında, hiç ödeme
yapılmadığında ve konu avukata ya da icra müdürlüğüne intikal ettiğinde sorun yaşanır.
Evli kişiler, kredi ürünlerini kullanırlarken eşleri ile haberleşmelidirler. Çünkü çok sayıda
ve yüksek ödemeli kullanılan kredili ürünlerin ödemelerinde olur da sıkıntı yaşanırsa, eşler
arasında da büyük sorunlar çıkabilmektedir.
Eşlerin ayrılmaları yani boşanmaları halinde banka borçları konusunda biraz yorum
yapalım. Yüksek aile borçlanması neticesinde genellikle bu borçlardan bir an evvel
kurtulmak isteyen eşler, çözümü boşanmada bulmaktadırlar. Ancak, Medeni
kanunumuzun 2002 yılındaki değişikliğinden sonra başkaca mal rejimi seçilmemişse eğer,
eşler arasında otomatik olarak edinilmiş mallara katılma rejimi benimsenmektedir. Bu ne
demektir, evlendikten sonra ne alınırsa alınsın, ya da alınan şey hangi eşin üzerine olursa
olsun, ayrılırken ortak paylaşılır, yarı yarıya bölünür anlamındadır. Bunun tek istisnası,
kişiye ailesinden kalan mirastır. Miras, kesinlikle eşler arasındaki ortak paylaşıma konu
olmamaktadır. Ancak, bu miras sonucunda bir gelir elde ediyorsanız eğer, bunu eşinizle
ayrılırken paylaşacaksınız anlamındadır.
Eşinizin borçları ile birlikte evliliğinize devam ediyorsanız, bu borçlar sebebiyle sorunlu
tutulmazsınız. Yani örneğin maaş hesabınıza herhangi haciz işlemi vs yapılamaz ya da
size ait olan taşınır ya da taşınmaz malların durumunu etkilemez. Ama eşinizle ayrılmanız
durumunda, nasıl ki mallarda olan ortaklık gideriliyorsa, borçlardaki ortaklıklar da giderilir.
Yani nasıl ki edinmiş olduğunuz malları paylaşıyorsanız, sahip olduğunuz borçları da
paylaşmak durumundasınızdır. Ama ilave olarak belirtelim. Edinilmiş mallara katılma

rejimi dışında başka bir rejimi belirlemişseniz, yani bir evlilik sözleşmesi yapmışsanız, bu

durumda da borçlar üzerindeki payınız sözleşmedeki kadar olacaktır. Evlilik sözleşmesi bu
aşamada güvenli ve gerekli bir unsurdur.